Bugun...
Bizi izleyin:



İklim Elemanlarının Türkiye'de Etkileri

Tarih: 15-03-2019 08:48:50 Güncelleme: 15-03-2019 09:21:50 + -


Türkiye yıllık ortalama yağışlar ne kadardır? Türkiye bölgelerinin yağış rejimi nasıldır? Türkiye ortalama nem dereceleri ne kadar? Türkiye ortalama sıcaklık değerleri nedir? Türkiye de yaz ayları sıcaklık dereceleri nasıldır? Türkiye yağış rejimini etkileyen faktörler nedir?


İklim Elemanlarının Türkiye'de Etkileri

İklim elemanları nedir?

 

Sıcaklar, rüzgârlar, yağış v.s. bir arada her hangi bir bölgenin iklimin meydana getirirler. Bu sebepten bunlara iklim elemanları adı verilir.

 

Aşağıda Türkiye İklim Elemanlarına ait konular sırası ile anlatılmıştır;

Sıcaklık : Yıllık ortalama sıcaklık, yaz ayları, kış ayları, yıllık sıcaklık farkları, donlu günler

-Yağış : Türkiye ortalama yağışlar, Türkiye bölgelere yağış rejimi, kar halinde yağışlar

-Türkiye Nemlilik Derecesi

-Yağışların Kararsızlığı

 

 

Sıcaklık:

 

  1. Yıllık  ortalama sıcaklık:

Ülkemizde yıllık ortalama sıcaklık dereceleri 4° -20° arasındadır. Yıllık ortalamanın en yüksek olduğu bölge Akdeniz kıyılarından Urfa'ya doğru uzanan sahadır. Burada yıllık ortalama 18 - 19 derece kadardır. İskenderun (20.1°), Anamur (19.9°) ve Dörtyol (19.5°) yurdumuzun yıllık ortalaması en yüksek olan yerleridir.

 

Yıllık ortalama sıcaklık , Ege kıyılarımızda 15 - 18 derece, Marmara ve Karadeniz kıyılarında ise 13 - 15 derece arasındadır. Görüldüğü üzere, Akdeniz kıyılarımızdan Ege, Marmara ve Karadeniz kıyılarına doğru gidildikçe çok yavaş bir azalma oluyor. Buna karşılık kıyıdan içeriye doğru gidildikçe ortalama sıcaklık birdenbire düşer. İç Anadolu’da 11 - 13 derece arasındadır ve bu bölgenin en güney kısmında bile, Doğu Karadeniz kıyılarındaki derecelere çıkamaz. Fakat ülkemizde sıcaklık derecesinin en düşük olduğu bölge Kuzeydoğu Anadolu'dur. Bu yüksek plâtolar alanının en güneyinde bulunan Van'da bile yıllık sıcaklık ancak 9 derecedir (hemen aynı enlemde bulunan İzmir'de 17.5°). Bu plâtoların kuzey kısmında yer alan Karsta ise 4.1 dereceden ibarettir. Burası Türkiye'nin en soğuk bölgesidir.

 

b)Türkiye Yaz Ayları:

En sıcak aya ait ortalama sıcaklıkların en yüksek olduğu bölge Güneydoğu Anadolu’dur. Burada sıcaklık çok fazladır (Urfa'da Temmuz ortalaması 32°). Bu bölgede yazın sıcaklığın 46° yi aştığı görülmüştür (Urfa ve Diyarbakır).

 

Çukurova çevresi de çok sıcaktır. Güney ve batı kıyılarımızda 25 -28, Marmara ve Karadeniz kıyılarında ise 22 - 24 derece arasındadır. Bu mevsimde İç Anadolu, yüksek olmasına rağmen Marmara ve Karadeniz kıyılarımız kadar ısınmıştır. İç kısımlarda sıcaklık derecesi kuzeydoğu istikametinde azalır. Bununla beraber, yüksekliği 2 000 metreye varan Erzurum - Kars bölgesinde bile Temmuz ortalaması 18 - 20 dereceyi bulur.

 

 

Bu dağılışın incelenmesinden de şu sonuçlar çıkmaktadır: yazın ülkemizin hemen her tarafı çok ısınır. İç kısımlarla kıyılar arasında sıcaklık farkları azalır. Kara iklimi şartları gösteren denizden uzak yerlerde ısınma kuvvetlidir. 2 000 metreye varan yüksekliğine rağmen, Doğu Anadolu’nun bu mevsimde çok ısınması işte bu sebeptendir. Bu arada en yüksek sıcaklık dereceleri hem güneyde, hem de karasal olan Güneydoğu Anadolu da ölçülür. Demek ki bu mevsimde sıcaklık derecesi üzerinde en büyük etkiyi, yurdumuzun karasal bir bölge olması yapmaktadır. Bu etki, yükseltinin rolü dikkate alınmadığı takdirde daha açık bir şekilde görülür. Bu maksatla yapılmış bir Temmuz izoterm haritasında, izotermlerin iç bölgelerimizi çevirmeleri, İç ve Doğu Anadolu'nun, Ege ve hatta Akdeniz kıyıları kadar sıcak görünmesi bu kara etkilerini açıkça ortaya koymaktadır.

 

 

c)Türkiye Kış Ayları Sıcaklıkları

Ülkemizin hiçbir yerinde en soğuk ayın ortalama sıcak lığı 12° den fazla değildir ve en soğuk ay da çok yerde Ocak'tır. Bu aya ait ortalama sıcaklığın en yüksek olduğu yerler Anamur (11.8°) ve İskenderun (11.7°) dur. Kışların en ılık geçtiği bölge Akdeniz kıyılarıdır (10-11 derece arasında). Buradan Ege ve Marmara kıyılarına doğru uzaklaştıkça sıcaklık derecesi hafifçe düşer (Ege kıyılarında 7-8, Marmara kıyılarında 4-6 derece).

 

Buna karşılık elverişli şartlar altında bulunan Doğu Karadeniz kıyılarında tekrar hafif bir yükselme görülür (6 - 7 derece). Kıyılardan iç kısımlara geçilince sıcaklık birdenbire düşer. İç Batı ve İç Anadolu'da sıcaklık derecesi 0° civarındadır. Buradan doğuya ilerledikçe azalır ve en düşük değere Erzurum - Kars bölgesinde iner (Kars'ta ocak ortalaması - 12.0°). Öyle ki bu kuzeydoğu platolarımızda kışın sıcaklığın —43 dereceye kadar alçaldığı ölçülmüştür (Karaköse ve Kars).

Bu mevsimin incelenmesinden şu sonuçlar çıkarılır:

Kışın memleketimizin muhtelif bölgeleri arasında büyük sıcaklık farkları vardır. Özellikle kıyılarla iç kısımlar arasındaki farklar çok büyüktür. İç kısımlarda sıcaklığın düşmesinde karasallıktan başka, şüphesiz yükseltinin de rolü vardır. Öyle ki, bu mevsimin sıcaklık haritası bir yükselti  haritasına benzer. En soğuk bölgeler deniz etkilerinden en uzak, en kuzeyde ve aynı zamanda en yüksek olan sahalardır.

 

d)Türkiye’de Yıllık sıcaklık farkları:

Yıllık sıcaklık farkı, iklimin karasallık derecesine bağlıdır. Bu sebepten kıyı bölgelerimizde azdır (16 - 18 derece arasında). Fakat kıyıdan biraz uzaklaşınca derhal artar. Türkiye’nin iç kısımlarında 20 dereceden fazladır. Burada bulunan yerler deniz etkilerine ne kadar kapalı iseler, yıllık sıcaklık farkı da o derece fazla olur. Bundan dolayı yıllık farkın dağılışını gösteren bir harita (buna izoamplitud haritası denir) üzerinde, eşit fark gösteren yerleri birleştiren çizgiler, tıpkı Ocak izoterm haritasında olduğu gibi, kıyılara paralel olarak uzanırlar ve doğuya gidildikçe sıklaşırlar. En büyük yıllık fark Kuzeydoğu ve Güneydoğu Anadolu plâtolarında meydana gelir. Çünkü bunlardan Kuzeydoğu plâtoları kışın çok soğur. Güneydoğu plâtoları ise yazın fazla ısınır.

 

e) Donlu günler:

Donlu günlerin sayısı iklimin şiddetini göstermek bakımından büyük bir anlam taşır. Aynı zamanda tarım çalışmaları ve ürünler üzerindeki etkileri bakımından da önemli olduğundan dikkati çeker. Donlu günlerin sayısı da umumiyetle kıyı bölgelerimizde azdır. Meselâ güney kıyılarımızda birçok senelerde hiç don olmaz. Ege ve Doğu Kara deniz kıyılarında ise donlu günlerin ortalama sayısı 10 kadardır. İç kısımlara gelince, İç Anadolu'da 90 gün kadardır. Doğuya gidildikçe artar ve kuzey doğuda 150 günü geçer.

 

 

Yağış:

 

a)Ortalama yıllık yağış miktarı:

Bundan önceki bahislerde, yağış miktarı üzerinde denize yakınlık derecesi ile yüzey şekillerinin en önemli rolü oynadığını açıklamıştık. İşte bunun sonucu olarak, Türkiye'nin yıllık yağış haritası aşağı yukarı yüzey şekilleri haritasına benzemektedir. Türkiye’de en yağışlı bölgeler kuzey ve güneydeki kenar dağların denize bakan kısımlarıdır. Bunların arasında Karadeniz kıyıları, özellikle Rize çevresi (2 415 mm) başta gelir. Karadeniz kıyılarımızda batıya doğru ilerledikçe yağış tutarının azaldığı göze çarpar. Fakat bu azalma düzenli değildir; az yağış alan yerleri yine oldukça bol yağış alan yerler izler. Bu değişiklikler sebepsiz değildir. Kenar dağlar bölgesine düşen yağışların miktarı, dağların yükseltisine ve hakim rüzgârların doğrultusuna bağlıdır.

 

Akdeniz kıyılarımızın dağlık bölümlerinde de yağışlar boldur. Fakat yıllık yağış tutarları Doğu Karadeniz’deki kadar fazla değildir. Çünkü bu bölge, yazın kuraktır. Ege bölgesindeki yağışlar kuzey ve güney kenar dağlarınkinden daha azdır. Çünkü burada dağların doğrultuları nemli rüzgârların doğrultularına dikey değildir.

 

 

Türkiye'nin en yağışlı bölgeleri denizden uzak iç kısımlardır. Bunlardan İç Anadolu'da yağışlar 400 milimetreden azdır. İç kısımlar arasında Doğu Anadolu biraz daha yağışlıdır. Bunun sebebi bu bölgenin daha yüksek ve dağlık olmasıdır. Fakat Doğu Anadolu'daki çukur alanlar çok kuraktır.

 

Örneğin Iğdır ovasında ve Malatya ovasının bazı çukur kısımlarında yağış ancak 200 - 2550 milimetre kadardır. Güneydoğu Anadolu ve Ergene havzası da memleketimizin yarı kurak iç kısımlarındadır. Bunlardan Güneydoğu Anadolu sınırlarımızın ötesinde yavaş yavaş çöle geçer.

 

b) Türkiye’de yağışın mevsimlere göre dağılışı: Yağışların bir yıl boyunca mevsimlere, aylara göre dağılış tarzına yağış rejimi denir. Memleketimizde 5 tip yağış rejimi görülür:

 

1. Akdeniz yağış rejimi : Yazların kurak, kışların yağışlı geçmesiyle kendini gösterir. Akdeniz, Ege ve Güneydoğu Anadolu'da bu yağış rejimi hüküm sürer.

 

2. Karadeniz yağış rejimi : Yağışların oldukça düzenli bir şekilde bütün yıla dağılmış olması ile kendini gösterir. Bununla beraber gene her mevsim aynı derecede yağışlı değildir. En çok yağmur sonbaharda, en az yağmur da ilkbaharda düşer. Bu rejim en tipik şeklini Doğu Karadeniz kıyılarında alır.

 

3. Kuzeydoğu Anadolu yağış rejimi : Erzurum, Karaköse, Kars ve Ardahan arasında kalan yüksek Kuzeydoğu Anadolu'da yazlar en yağışlı, kışlar en az yağışlı mevsimdir.

 

4. İç Anadolu yağış rejimi : Anadolu'nun en geniş kısmını kaplayan bu sahalarda yazlar, Akdeniz kıyılarında olduğu gibi, gene en kurak mevsimdir. Buna karşılık en yağışlı mevsim kış değil, fakat ilkbahardır.

 

5. Marmara yağış rejimi : Akdeniz ve Karadeniz yağış rejimleri arasındaki sahada görülür. En yağışlı mevsim Akdeniz bölgesinde olduğu gibi yine kıştır. Fakat yaz kuraklığı daha hafif, mevsimler arasındaki farklar nispeten daha azdır.

 

 

c) Kar Halinde yağışlar : Yağışların yağmur veya kar halinde oluşu ve kar örtüsünün ne kadar süre ile toprak üzerinde kaldığı birçok bakımlardan önemli bir iklim özelliğidir. Ülkemizde kar örtüsünün yerde kaldığı  süre, eğer dağlar bir yana bırakılırsa, kıyılardan uzaklaştıkça artar. Kuzey Ege ve Marmara kıyıları ile Güneydoğu Anadolu'da kar, toprak üstü ortalama olarak 10 günden fazla kalmaz. Güney Ege ve Akdeniz kıyılarında  ise kar düşüşü çok nadir olarak meydana gelir. Karadeniz kıyılarında 10-20 gün arasındadır. Buna karsılık iç Anadoluda 20-40 gün karlı geçer. Bu sayı doğuya gidildikçe artar. Örneğin, Sivas'ta 67, Erzurum'da 113, Kars'ta ise 118 gün toprak karla örtülü kalır. Hattâ Doğu Anadolu' güney kısmında bulunmasına rağmen Van'da bile ortalama 84 gün toprak karla kaplıdır.

 

 

Nemlilik Derecesi :

Bir bölgede toprağın nemlilik veya kuraklık derecesi yalnız oraya dşen yağışların yıllık tutarına bağlı değildir; ayni zamanda o bölgenin sıcaklık şartları ile de ilgilidir. Örneğin, aynı miktarda yağış alan iki yerden daha  sıcak olanında buharlaşma fazladır. Bu sebepten toprakta bitkilerin faydalanabilecekleri nem miktarı daha azdır. Oysa, aynı miktarda yağış alan, fakat daha serin olan ikinci bir yerde, buharlaşma ve bitkilerin terlemeleri de azdır. Bu yüzden de toprak daha nemlidir. Bunu ülkemizden iki örnek vererek açıklayalım:

 

Dörtyol'da ortalama yağış senede 104 santimetre, Zonguldak'ta da 124 santimetredir. Yani her ikisi de birbirine yakın yağış almaktadır. Fakat Dörtyol çok sıcak (yıllık ortalama 19.5°), Zonguldak (13.4) daha serindir. Bu sebepten Zonguldak aynı miktarda yağış aldığı ha Dörtyol'dan daha nemlidir. Bunun gibi, biraz daha fazla yağış almasına rağmen, Adana Kars'tan daha kuraktır. Toprağın nemlilik derecesi, kolayca anlaşılacağı üzere, tarım ve bitki örtüsü bakımından çok önemlidir.

 

İşte bu gibi hesaplar neticesinde yapılan bir haritaya bakarsanız, ülkemizde iki büyük yarı kurak bölgenin olduğunu görürsünüz. Bunlar biri İç Anadolu, ikincisi ise Güneydoğu Anadoludur. Bunlardan başka Doğu Anadolu'nun bazı çukur havzaları (Iğdır, Malatya) gibi daha küçük yer  kaplayan yarı kurak yöreler de vardır.

 

 

Yağışların kararsızlığı:

Buraya kadar Türkiye'nin iklim özelliklerini hep ortalama değer göre inceledik. Gerçekte muhtelif yılların veya ayların sıcaklıkları ve yağışları daima aynı kalmaz. Bununla beraber, sıcaklık derecesi bakımın meydana gelen değişmeler pek büyük ölçülere varmamaktadır. Fakat yağış için durum böyle değildir. Türkiye iklimlerinin en karakteristik özellikle den biri, yağış miktarlarının seneden seneye, aydan aya büyük farklar göstermesidir. Bazı yıllar bol yağışlı geçer, bazı yıllar kurak olur. Bu yağış  farkları  memleketimizin tarım hayatı ve ekonomisi üzerinde derin etkiler yapar. Yağışlı yılların ürünü iyi olur.  Fakat kurak yılla ürün zarar görür, hattâ bazı yerlerde çiftçi ektiği tohumu bile güç kurtarır. Meselâ 1874 - 1876 yılları arasın da bu gibi sebepler altında meydana gelen kıtlıklar neticesinde memlekette 150 - 200 bin kadar insanın açlıktan veya hastalıktan öldüğü sanılmaktadır. O zamanlara ait meteorolojik rasatlar mevcut olmadığı için bu kuraklığın derecesini ölçemiyoruz. Fakat daha az şiddetli olmakla beraber 1928 ve 1932 kurak yıllarında  bütün Güneydoğu Anadolu ile iç Anadolu âdeta birer çöl haline gelmişlerdi.

 

Gelecek yıllardan hangisinin kurak, hangisinin nemli olacağını bugün kestirmeye imkân yoktur. Fakat geçmiş yıllar incelendiği zaman, kuraklığın en çok İç Anadolu ile Güneydoğu Anadolu'yu etkilediği anlaşılır. Oysa, bu bölgeler ve özellikle iç Anadolu yurdumuzun tahıl ambarlarıdır.

 






FACEBOOK YORUM
Yorum

DİĞER Coğrafya Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Seydişehir Kuğulu Park
    Seydişehir Kuğulu Park
  • Fas Turizmi ve Fas Resimleri
    Fas Turizmi ve Fas Resimleri
  • Bir Gül Bahçesine Girercesine
    Bir Gül Bahçesine Girercesine
  • Poz veren hayvanlar
    Poz veren hayvanlar
  • Günün Fotoğrafları-Hayatın İçinden
    Günün Fotoğrafları-Hayatın İçinden
  • Halı ve Kilim Motiflerinden Örnekler
    Halı ve Kilim Motiflerinden  Örnekler
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Gönül Sultanları- Seydişehirli Hacı Abdullah Efendi
    resim yok
  • Dış Ticaret de Teslim Şekilleri
    Dış Ticaret de Teslim Şekilleri
  • Frikik oyunu
    Frikik oyunu
  • Bob Marley,merak etme ,mutlu ol
    Bob Marley,merak etme ,mutlu ol
  • Bob Marley-no woman no cry
    Bob Marley-no woman no cry
  • Kedilerin efendisi
    Kedilerin efendisi
VİDEO GALERİ
YUKARI