Bugun...
Bizi izleyin:



Ahmet Mithat Efendi Hayatı ve Eserleri

Tarih: 20-03-2019 09:51:42 + -


Tanzimat döneminin en önemli yazarlarından ve en çok eser veren kişisi olarak Ahmet Mithat Efendi amacı ve görüşleri ile ayrı bir yer tutar. Sanatı halk için yapan yazarlardan biridir. Yüzlerce eser vermiştir.


Ahmet Mithat Efendi Hayatı ve Eserleri

AHMET MİTHAT EFENDİ (1844 - 1921)

 

İkiyüze yakın kitap yazdı, tercümeler yaptı. Anadolu’yu Anadolu insanını türlü konularda aydınlatabilmek, onlara okutmak, onlara bilgi aktarmak, bildiklerini onlara öğretmek için ne gerekiyorsa yaptı. Roman, tiyatro, şiir, hikâye, makale, röportaj her tür yazıda, her bilim dalında cilt cilt kitapları hem yazdı hem dizdi. Dizdiklerini top top kâğıtlara bastı, tüm Anadolu'ya yaydı...

 

 

Türk Edebiyatında Tanzimat, gerçekten önemli bir dönemdir. Bu dönemde eli kalem tutan aydınlar, eskisinden  daha ileri, daha çok halka, topluma dönük bir Türk edebiyatı meydana getirmek, Batılı ölçüler içinde yenilikçi atılımlar yapmak çabası içindeler. Şinasi, Namık Kemal, Ziaz Paşa, derken bu zincire, İstanbullu fakir bir ailenin çocuğu olan Ahmet Mithat eklenir.

 

1844 yılında doğar Ahmet Mithat Efendi, altı yaşındayken babası ölünce; Mısır Çarşısı'ndaki bir dükkânda çıraklık eder. Dükkân komşusundan okuyup yazmayı öğrenir. Başlar okumaya. Ne bulduysa okur. Mithat Paşa'nın Tüna Valiliği sırasında, onun (Mektubî Kalemi)'ne girer , devlet memuru olur. Fransızca'yı öğrenerek. çeviri denemeleri yapar. Derken 1869'da Mithat Paşa'yla birlikte Bağdat'a gelir. Burada il gazetesini kurar, bu gazetede eğitici ve öğretici ilk yazılarını yayınlar. İstanbul'a dönünce de (Tercüman-1 Hakikat) gazetesini çıkarmaya, kitaplar yayınlamaya başlar. Kırkanbar adlı her şeyden bahseden dergisinde halk için bir öğretmendir. Halka okuma, öğrenme sevgisini aşılar. Dili herkesin kolaylıkla anlayabileceği biçimdedir. Bir örnek olmak üzere, Kırkanbar dergisinin 4'üncü sayısındaki (Cahillik) konusunda 1881 yılında yazdığı bir sohbetten şu parçayı okuyalım:

 

' 'Bakınız, bizde cehaletin büyük tesiri nasıl görülmektedir. Bolu ahalisinin aşçı, Safranbolu halkının helvacı yahut börekçi, Niğdelilerin bakkal, Alanyalıların kuruyemişçi olması, âdeta bir değişmez kanun hükmü gibi sürüp gitmektedir. Acaba Alanyalıların aşçı ve Bolu halkının kuruyemişçi olabilmeleri yaradılışlarının haricinde midir?

 

Adamcağızlar ne yapsınlar ki her biri âlemde babalarının miras bıraktığı sanat veya ticaretten başka medar-ı maişet olabildiğini kimseden öğrenmemişler.

 

Cehalet bir milleti esaret altına alabilir, demiştik. Malûmdur ki esaret yalnız maddî olmaz. Onun manevî ciheti dahi olur. Hepimiz memleketimizin halini az buçuk biliyoruz. Bir kere düşünelim, milletimiz elinde hangi ticaret, hangi sanat, hangi marifet vardır? Esnafımız âdeta her şey satan bir çerçiden ibaret değil midir? Öyle ise demek olur ki ticaret ve sanat cihetinde bir büyük esaret altına girmiştir.

 

Bu hal vaktiyle Avrupa'da dahi Vardı. Lâkin orada bu hal vardı ama himmet erbabı da vardıramam millet biraz ilerleme yolunda yattığı gibi himmet sahipleri kollarını sıvadılar. Bir kere halkın anlayabileceği bir haber vasıtası çıkarıp sonra her şeyi halka o lisanla anlatmaya başladılar.

 

 

Bu kabil matbuanın gayet ucuz verilmesi en büyük şart olup âdeta mecmuamız şeklinde bir risaleyi bir yahut bir buÇuk kuruşa kadar sattılar. Bunun için ekseri yerlerde servet sahipleri dahi yardım ettiler. Meselâ büyüklerden bir zat bu gibi eserlerin yüz nüshasına müşteri olarak bunları mahalle kahvelerine vakfetti...”

 

Ahmet Mithat Efendi'nin eserlerinde en küçük bir sanat kaygısı görülmez. Baskıya verilmek üzere hazırladığı bir yazısını ikinci kez okuduğu görülmemiştir. Bir gün: "Sizin eserleriniz arasında edebi olanlar hangileridir' sorusuna şu cevabı vermiştir:

 

-Ben edebî hiçbir eser yazmadım. Ben eserlerimi yazdığım yıllarda, memleketimde, edebiyattan anlayanların sayısı yüzde bir bile değildi. Benim amacım, milletimin çoğunluğuna seslenmek, onları aydınlatmaya, onlara tercüman olmaya çalışmaktı. Bence, nüfusun yüzde doksan dokuzu koyu cehaletten kurtulamamış bir memlekette edebî eser vermek, aç insana kahve ikram etmek kadar gariptir.

 

Ahmet Mithat, kişiliğini bu cevabında ortaya koymuş, bir ömür boyu yazdığı ikiyüz kitabıyla milletine bir öğretmen olduğunu belirlemiştir. Bu yüzden kendisine (Hâcei evvel) yani (ilk öğretmen) adi takılmıştır.

 

 

Edebiyatımızda onun kadar çok ve değişik türde yapıt veren bir başka yazar yoktur. Bu yönüyle edebiyatımızda yazı makinesi olarak tanınmıştır. Hikâye, roman, tiyatro tarih, anı, gezi yazı, makale türlerinde pek çok yapıt vermiş olan sanatçı  ülkemize yeni yeni girmeye başlamış bulunan Batı kültürünü yaymak amacıyla matematik, fizik, kimya, tabii bilimler, felsefe, hukuk, ekonomi, pedagoji gibi bilim dallarında da  çeşitli yazılar yazmıştır. Otuz altısı roman olmak üzere iki yüze yakın yapıtı vardır. Geniş halk topluluğuna seslenen bir yazar olduğu için, bütün yapıtlarını, devrine göre, sade bir dille ve hiçbir üslup kaygısı duymadan, çalakalem  bir anlatımla yazmıştır.

 

Amacı halkı eğitmek, insanlara bilgi vermek olduğu için, romanlarında edebiyat, tarih, coğrafya, tarım, ekonomi gibi alanlarla ilgili bilgiler vermiştir. Hemen her konuda -macera, polisiye, tarih, Batılılaşma, aşk vb.- roman yazmıştır. Amacı halkı eğitmek olduğundan romanın akışını durdurur, okuyucuya bilgi verir. Her  fırsatta halka bir şeyler anlatmaya çalışır. Ayrıca, "Öykü ya da roman okumak, sadece kahramanların başlarından geçenlerle kâh üzülmek, kâh sevinmekten ibaret değildir.” düşüncesiyle, her yapıtında bir kıssadan hisse çıkararak okuyucuya ibret dersi vermiş, böylece toplumsal bir fayda sağlamaya çalışmıştır. Bu yönüyle halka okuma zevki aşlamıştır. Bunları yaparken, romanın kurallarına uymadığından, romanları teknik yönden kusurludur. Ayrıca Fransız edebiyatından da bazı romanları dilimize çevirmiştir

 

 

YAPITLARI

Roman : Felatun Bey'le Rakım Efendi, Hasan Mellah, Hüseyin Fellah, Paris'te Bir Türk, Henüz On Yedi Yaşında, Dünyaya İkinci Geliş, Dürdane Hanım, Jön Türk, Müşahedat, Taaffüf

Letaif-i Rivayat (Söylenegelen Güzel Hikâyeler):

Edebiyatımızda ilk hikâye

Kıssadan Hisse :Hikaye

Oyun: Eyvah, Açıkbaş,Ahz-Sar, Çerkes Özdenleri, Çengi yahut Daniş Çelebi

Gezi Yazısı : Avrupa’da Bir Cevalan






FACEBOOK YORUM
Yorum

DİĞER Edebiyat Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Seydişehir Kuğulu Park
    Seydişehir Kuğulu Park
  • Fas Turizmi ve Fas Resimleri
    Fas Turizmi ve Fas Resimleri
  • Bir Gül Bahçesine Girercesine
    Bir Gül Bahçesine Girercesine
  • Poz veren hayvanlar
    Poz veren hayvanlar
  • Günün Fotoğrafları-Hayatın İçinden
    Günün Fotoğrafları-Hayatın İçinden
  • Halı ve Kilim Motiflerinden Örnekler
    Halı ve Kilim Motiflerinden  Örnekler
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Gönül Sultanları- Seydişehirli Hacı Abdullah Efendi
    resim yok
  • Dış Ticaret de Teslim Şekilleri
    Dış Ticaret de Teslim Şekilleri
  • Frikik oyunu
    Frikik oyunu
  • Bob Marley,merak etme ,mutlu ol
    Bob Marley,merak etme ,mutlu ol
  • Bob Marley-no woman no cry
    Bob Marley-no woman no cry
  • Kedilerin efendisi
    Kedilerin efendisi
VİDEO GALERİ
YUKARI